19 Ağustos 2015 Çarşamba

Sabahattin Ali - KÜRK MANTOLU MADONNA

Bugünkü romanımızın adı Kürk Mantolu Madonna.
Düzeltmeliyim ! Sabahattin Ali'nin ölümsüz eseri olan Kürk Mantolu Madonna :)

Romanımızın baş kişisi Raif Efendi 20 Haziran 1933 tarihini atarak başladığı bir (kara kaplı) defterde,yaşamının on yıl öncesine dönerek,Berlin'de bir resim galerisinde rastladığı kürk mantolu kadın portresinin,ruhunda ateşlediği tutkuyu ve o portrenin ressamı ile modeli olan gizemli kadınla yaşadıklarını anlatıyor.Konuyu bu şekilde özetledikten sonra benim kitabımda altı çizili bölümlere gelebiliriz :)



* ''Elleriniz ne kadar soğuktu ! '' dedim.
Tereddütsüz cevap verdi :
''Isıtın! '' Ve her ikisini birden uzattı.


* Hiçbir zaman erkeklerin önünde kızarmadım ve onlardan bir iltifat beklemedim.Bu hal beni müthiş bir yalnızlığa mahkum etti.

* Aşk hiç de sizin söylediğiniz basit sempati veya bazen derin olabilen bir sevgi değildir.O büsbütün başka,bizim tahlil edemediğimiz öyle bir histir ki,nereden geldiğini bilmediğimiz gibi,günün birinde nereye kaçıp gittiğiniz de bilemeyiz.

* Ne kadar çok insanı seversek,asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi de o kadar çok ve kuvvetli severiz.Aşk dağıldıkça azalan bir şey değildir.

* ''Yılbaşının da sence bir hususiyeti yok mudur? '' diye sordum.
''Hayır'' dedi , ''senenin diğer günlerinden ne farkı var ki sanki ? Tabiat onu herhangi bir şekilde ayırmış mı ? Ömrümüzden bir sene geçtiğini göstermesi bile o kadar mühim değil,çünkü ömrümüzü senelere ayırmak da insanların uydurması ... İnsan ömrü doğumdan ölüme kadar uzanan tek bir yoldan ibarettir ve bunun üzerinde yapılan her türlü taksimat sunidir.''

* Babam benim için ''İnsan'' olarak hemen hemen hiç mevcut değildi ; ''Baba'' dedikleri mücerret bir mefhumun insan şeklinde görünüşüydü.

* Bir insana bir insan elbette yeterdi.Fakat o da olmayınca ? Her şeyin bir hayal,aldatıcı bir rüya,tam bir vehim olduğu meydana çıkınca ne yapılabilirdi ? Bu sefer inanmak ve ümit etmek kabiliyetini ben kaybetmiştim.İçimde insanlara karşı öyle bir itimatsızlık,öyle bir acılık peyda olmuştu ki,bundan zaman zaman kendim de korkuyordum.

* Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık,adeta bütün insanlara dağılmıştı ; çünkü o benim için tüm insanlığın timsaliydi.Sonra aradan seneler geçtiği halde,nasıl hala ona bağlı olduğumu gördükçe,ruhumda daha büyük bir infial duyuyordum.O beni çoktan unutmuş olacaktı (...)

* İnsanlara kızmama imkan yoktu,çünkü insanların en kıymetlisi,en iyisi,en sevgilisi bana en büyük kötülüğü etmişti ; diğerlerinden başka bir şey beklenebilir miydi ? İnsanları sevmeme ve onlara tekrar yaklaşmama da imkan yoktu ; çünkü en inandığım,en güvendiğim insanda aldanmıştım.Başkalarına emniyet edebilir miydim ?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder