1 Aralık 2015 Salı

Khaled Hosseini - VE DAĞLAR YANKILANDI

Gece vakti,çölü bir el arabasını çekerek geçen baba.
Arabanın içinde annesiz iki çocuk; iki kardeş; biri kız,biri erkek.
Küçük Peri için ağabeyi Abdullah,ağabeyden çok öte.
On yaşındaki Abdullah'a sorsanız Peri,her şey demek.
Köylerinden Kabil'e varmak için çıktıkları yolculuğun sonunda aileyi yürek parçalayıcı bir son bekliyor.Fakat aslında bu bir son değil.Kardeşlerin başlarına gelenler -yakın ya da uzak- ilişki kurdukları tüm insanların hayatlarında nesiller boyu yankılanacak.

Kitabımızın başında Mevlana Celaleddin Rumi'den bir alıntı yapılıyor :
- ''Doğru ve yanlış kavramların ötesinde uzanan bir toprak var.Seni orada bekleyeceğim.''

Bu kitap aileleri sevgi,fedakarlık,ihanet,sadakat gibi ortak duygularla sınıyor ve inanın her sayfasında bambaşka bir dünya sizi bekliyor.



* Bir yerde okumuştum Mösyö Boustouler,tepenize çığ düştüğünde,bütün o karın altında yatarken neresi yukarı neresi aşağı anlayamaz oluyormuşsunuz.Karı iteleyip kurtulmak istiyor ama yanlış yönü seçip kendinizi daha da derine,kendi mezarınıza gömüyormuşsunuz.İşte kendimi aynen böyle hissediyordum,yönünü şaşırmış,arafta kalmış,pusulamdan olmuştum.Dahası sözcüklere dökemeyeceğim kadar derin bir bunalımdaydım.Bu durumda çok aciz çok savunmasız olursunuz

* Güzellik gelişigüzel,düşüncesizce dağıtılmış,hakkıyla kazanılmamış muazzam bir armağandır.

* İkimiz de kaçıp gitmenin,yeni bir var oluşun,yeni kimliklerin özlemiyle kıvranmadık mı ? İkimiz de sonuçta bizi dibe çeken çapaların ipini kesip kendimizi açık sulara atmadık mı ?

* Sevecenlik bir insanın asla pişman olmayacağı tek şey.Yaşlandığında kendine kesinlikle şöyle demezsin ''Ah ! Keşke şu kişiye iyi davranmasaydım''

* İyi şeylerin hiçbiri bedava değildi.Sevgi bile.Her şeyin bedelini ödüyordun.Ve eğer yoksulsan,elindeki tek nakit,kahır çekmekti.

* Kilometrekareye binlerce trajedi düşüyor yahu!

* Bir öykü giden bir trene benzer : Ona nereden binersen bin,er ya da geç hedefine varırsın.

* Dünyanın sizin içinizi görmediğini,derinin ve kemiğin maskelediği umutlarınızı,hayallerinizi ve kederlerinizi zerre kadar umursamadığını..Gerçek işte bu kadar basit,bu kadar saçma ve bu kadar gadardı..

* Sen de benim kadar uzun yaşasaydın,zalimlikle yardımseverliğin aynı rengin iki tonu olduğunu anlardın.

* Sizi selden çekip kurtaran ip,ileride boynunuza dolanmış bir ilmeğe dönüşebilir.

* Oysa zaman cazibe gibi.Asla senin sandığın kadarına sahip değilsindir.

* İkimizin rüzgarla kilometrelerce uzağa savrulan ama her ikimizi de döken ağacın iç içe geçmiş ,derin kökleriyle birbirine sıkı sıkıya bağlı iki yaprak olduğumuzu hayal ederdim.

* Onun ağzından adımı duymak , bizi ayıran bütün o yılların hızla,gerisingeri katlanmasından,üst üste binip kapanmasından farksızdı.Zaman bir akordeon gibi kendi kendine kapandı.

* Ömrüm boyunca cam bir tankın içindeki, saydam olsa da nüfuz edilemez, aşılamaz bir engelin gerisindeki bir akvaryum balığı gibi güvenle yaşadım. Karşı taraftaki pırıltılı dünyayı gözlemekte, canım isterse kendimi onun içinde düşlemekte özgürdüm. Sanırım cam duvarlara alıştım ve cam kırıldığı, tek başıma kaldığım takdirde suyla birlikte dışarıya fışkırıp kendimi hiç bilmediğim, engin bir boşlukta umutsuzca çırpınırken, soluk almak için deli gibi debelenirken bulmaktan ödüm kopuyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder