Şimdi üniversitedeyim ve bana bir ilki daha yaşattığı için kalemine saygı duyduğumu belirtmeliyim.Bu kez de tarihi romanları sevdirdi bana Ahmet Ümit.Okuduğum bölümle de alakalı olması mı beni bu kadar hayran bıraktı yoksa tarihin sanatla buluşması mı beni cezbetti bilinmez ama gerçekten üzerinde emek verilmiş bir kitap olduğunu biliyorum.Bunu, okurken neredeyse her sayfada hissedeceksiniz.
' 1926 yılının o hüzünlü sonbaharı.Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, genç cumhuriyet ayaklarının üzerinde durmaya çalışıyor.O büyük altüst oluşun içinde bir adam: Şehsuvar Sami... Bir zamanların İttihat ve Terakki Fedaisi, şimdilerin yorgun komitacısı.Şehsuvar Sami'nin etrafında dönen amansız bir entrika.Bir yanda kaybettiği ama hiçbir zaman yüreğinden çıkaramadığı sevgilisi Ester, öte yanda yaşanılan tarihsel bozgun... Kaybedilen bir ülke, kaybedilen bir şehir, kaybedilen bir hayat.Ve aklında hep aynı soru: Devlet mi kutsaldır, yoksa insan mı? '
* Devletin derinlikleri, toprağın derinliklerinden daha karanlıktır.
* Sahi nedir vatan? Bir toprak parçası mı, uçsuz bucaksız denizler, derin göller, yalçın dağlar, verimli ovalar, yemyeşil ormanlar, kalabalık şehirler, tenha köyler mi ? Hayır, bütün bunların ötesinde bir anlam taşır vatan.Ne sadece toprak parçası, ne su havzaları, ne ağaç silsilesi... Annemizin şefkati, babamızın saçlarına düşen ak, ilk aşkımız, doğan çocuğumuz, dedelerimizin mezarlarıdır vatan... Vatanı olmayan insanın hayatı da olmaz.
* Victor Hugo'nun söylediği gibi : ' Zamanı gelmiş fikirden daha güçlü hiçbir şey yoktur.
* Fırtınalı okyanuslardan kurtulup, ölü bir denizde batmayı bekleyen yelkenli gemi gibi çaresiz, öylece kalakalmışken, insan daha iyi değerlendiriyor kendini.
* İnsan, tarihin rüzgarı karşısında, okyanusa düşmüş bir ceviz kabuğu gibidir.Ne kadar şuurlu davranmaya çalışırsa çalışsın, kaderi dalgaların insafına kalmıştır.
* Hep söylediğim gibi bizi buluşturan genç bedenlerimizin arzularından çok, boyun eğmeyen kalplerimizdi, yeni olanı keşfetmeye açlık duyan ruhlarımızdı.Sen edebiyatı seçmemizi istedin.Evet, edebiyat, sonsuz bir isyandı.Politika gibi sadece bu devirle, bu dönemle, bugünle sınırlı değildi.
* Hayatın en güzel bencilliğidir aşk. (Kitapta daha iyi anlayacağınız bir kesit.)
* Çünkü tarihin vicdanı yoktu.Çünkü tarih insanları düşünmezdi.Ne insanları, ne aşklarını ne de hayatlarını.Biz, ona yön vermeye çabalasak da, o kendi kafasına göre akmayı sürdürürdü.Ülkeler parçalanmış, milletler yok olmuş, şehirler yağmalanmış, insanlar katledilmiş hiç umrunda olmazdı.
* Ölümle yüzleşmek, ölmeyi düşünmekten daha iyidir.
* Biz de Poe ( Kuzgun şiirini okuyabilirsiniz.) gibi ızdırabımızla alay etmeyi başardığımızda insan olmaya bir adım daha yaklaşacağız.
* İnsan ruhu henüz keşfedilmemiş kapkaranlık bir coğrafyadır.Vahşetle şefkat, korkuyla cesaret, nefretle sevgi, mantıkla delilik hepsi bir zihnin içinde hapsedilmiştir.Bazen kendimizi iyi biri zannederiz ama değilizdir, bazen kendimizi sevgi dolu biri zannederiz ama aslında öldürmeye yatkınızdır, zıddı da mümkün tabii.Sevgisiz bir ortamda büyüdüğü için nefret dolu olduğunu düşünen birinin elinin kötülük yapmaya gitmemesi gibi... Çoğumuz kim olduğumuzun farkında değiliz, bunu düşünmemişizdir bile.Düşünmek için başımıza sarsıcı bir olay gelmesi icap eder, kendi ruhumuzla yüzleşmek zorunda kalacağımız korkunç bir olay ...
* Geç kalmış bir inkılaptan kötüsü, hiç olmamış bir inkılaptır.
* Leon Dayı ' İhtilal, fırtınalı bir denizde, dev dalgalarla boğuşarak kayaya çıkmaya çalışan, gövdesi halktan, direkleri teşkilattan, yelkenleri isyandan oluşan bir gemidir.' demişti.O zamanlar çok hoşuma gitmemişti bu benzetme, ama şimdi anlıyorum ki, eksik söylemiş.İhtilal fırtınalı bir denizde kıyıya ulaşmaya çalışmaz, aksine devasa dalgalarla boğuşmayı öğrenerek hiç batmadan hep denizin üzerinde kalmaya çalışır.Çünkü tarihi teşkil eden olaylar asla sabit değildir, asla belli kurallara göre hareket etmezler, hep dinamiktir, asla dizginlenemezler ve hepsinden önemlisi süreklidirler.
* Kanlı siyasetin kirlettiği ruhumu edebiyatın sularında temizlemeye çalışıyordum. (Şehsuvar Sami)
* Hayat çok acımasız Şehsuvar, bunun için sanatı icat etmiş insan.Ve biz şanslıyız çünkü yazabiliyoruz.Hayat üzerimize geldiğinde, günler katlanılmaz olduğunda, sığınabileceğimiz edebiyat adında şahane bir liman var.Üstelik yazacaklarımız yalnızca kendimiz için değil, başkaları için de sığınak olabilir, onlara yeniden yaşama sevinci verebilir.Anlamıyor musun, başka türlü çekilmez bu hayat. (Ester)
