30 Kasım 2015 Pazartesi

Lev Nikolayeviç Tolstoy - ANNA KARENINA

Bundan iki yıl önce büyük bir hevesle kapağını açtığım,
İçinde beni yepyeni bir dünyanın ve kahramanlarının karşılayacağı bir hisle bir çırpıda okuduğum kitaptır Anna :)
1870'lerin Rusya'sı
Moskova'da geçen iki kişi etrafında odaklanmış bir aşk romanıdır.
Bi dönem anladığım bi dönem anlam veremediğim bir kadın olmuştur Anna.
Toplumsal baskının bir hayatı günden güne nasıl katledeceğini bir kez daha hatırlamış oldum.
Romanımız şöyle başlıyor ; 
''Mutlulukların birbirine benzemesine rağmen,talihsizlikler değişik görüntüler yansıtır''
Aslında en çok zorlandığım yer kahramanlarının isimlerini hafızamda tutmak kısmı oldu.
Biraz özet şeklinde yazayım. (Bu arada kitabın önsözünden hemen önce şema çizerek belirtmişim bunları :) )

- Anna Arkadyevna
- Kont Aleksey Vronski
- Konstantin Dimitriyeviç Levin 
- Kiti Şçertbatski
- Aleksey Aleksandroviç
- Stepan Arkadyeviç Oblonski
- Darya Aleksandrovna
- Sergey İvanoviç Koznişef
- Nikolay Dimitriyeviç Levin
- Seryosha
- Kontes Lidya İvanovna
- Mana Andreyevna
- Aleksander Dimitriyeviç Şçertbatski
- Betsi Tverskaya
- Kontes Vronski
- Veslovski
- Yaşvin
- Nikolai Ivanoviç Svlazski
( Biliyorum kafanız karıştı ama kesinlikle okumalısınız,yoksa anlayamazsınız)



Kıskançlık değil benimki, istediğini bulamamanın verdiği bir bunalım..

* Kadın her şeyin üzerinde döndüğü vidadır.

* Kimse malından,mülkünden memnun değildir ama herkes kendi aklından memnundur.


* Mutluluğum belki de şundan ileri geliyor : Sahip olduklarıma seviniyor,olmayanların üzerine de düşmüyoru.

* Levin için onu kalabalığın arasında seçmek,ısırganlar arasında bir gülü seçmek kadar kolaydı.Her şey onunla aydınlanıyordu.O,çevresindeki her şeyi aydınlatan bir gülümseyişti.

* Eğer, ona söyleyeceklerimin bütün önemini hissetmezse, onu asla bağışlamayacağımı çok iyi biliyorum. Bu nedenle, onu sınamaktansa susmak daha iyi.

* Üstesinden gelebilirsen arzumun bu dünyada, bu, Tanrı katında bir başarı olur anca. Lakin beceremezsem bunu, yinede zevkle yerine getiririm bu arzumu.

* Bir şey düşündüğüm yok. Seni seviyorum, her zaman da sevdim. İnsan birini seviyorsa, onu olduğu gibi seviyor demektir; olmasını istediği gibi değil.

* ‘Bu hep böyle olmuş, böyle devam edecek. Biz yeni bir şey yapmak, mumların üzerinde reçel kaynatmak, birbirimizin ağzına süt sıkmak istedik. Fincandan içmekten daha iyi bu.’
‘Akıl yoluyla hayatın anlamını kavramaya kalkışmamız buna benzemiyor mu?’ diye düşündü Levin.
‘İnsanın varlığına yabancı olan düşünceyi araç kullanan felsefelerde bizi, sonunda bilmediğimiz bir yere götürmüyorlar mı?
Her filozofun sistemini kurmadan önce gerçeğini bildiği ve bu gerçeğe akıl yoluyla varmaya çalıştığını sezmiyor muyuz?’.
‘Çocukları kendi hallerine bıraktığımız zaman nasıl tehlikelerle karşılaşıyorlarsa, tutku ve düşüncelerimizle baş başa kalıp Tanrı’dan, hak ve iyilik fikirlerinden uzaklaştığımız zaman biz de tehlikelerle karşılaşıyoruz.’
‘Bir Hıristiyan olarak yetişip, Hıristiyanlığın sağladığı saadetlerin içinde yaşarken onların hayatım için ne kadar önemli olduklarını anlayamıyour, onları yıkıp yakmaya kalkışıyordum. Bu bakımdan tıpkı çocuklara benziyordum. Gerçekten yine çocuklar gibi en küçük bir tehlikeyle karşılaştığım zaman, Tanrı’ya sığınıyordum.’

21 Kasım 2015 Cumartesi

Zülfü Livaneli - SERENAD


Kitabımız şöyle başlıyor.
- Uçakta rahat eden insanlar,yeryüzünden sekiz bin metre yukarıda,boşlukta metal bir kutunun içinde olduklarını unutup kafalarını şarabın kalitesine,yemeğin lezzetine,koltukların genişliğine takanlardır ki,hemen söyleyeyim ben de onlardan biriyim..

2011'in Ekim'inde elime aldığım kitap,bitince beni bir araştırma serüvenine doğru yola çıkarmıştı.
Çok az kitap bitince sizi bir duygu seline götürür.Bu kitap da onlardan biriydi.
Bitimine ağladığım son kitaptır Serenad.

Struma Faciası'nı öğrendiğim,öğrendikten sonra insanoğlunun sapmış kişiliklilerine saydığım,sefaletin betimlemesine öylesine kaptırmışlığım,bu kitabı kitaplığımda en üst tarafa koymama sebebiyet verdi.

Tabi sadece bunlar değil.
60 yıllık bir aşk öyküsü,
Yahudi Soykırımı,
Mavi Alay.






* Dinimi soran olmayacaktı bana.Olur da birisi merak ederse,cevabım hazırdı ; Müslüman,Yahudi,Katolik.Kısacası İNSAN.

* Beyin sapı yüz milyonlarca yıl önceki, sürüngen atalarımızdan miras kalan ve zaman içinde evrilen saldırganlığın,ritüellerin, bölgesel ve sosyal hiyerarşinin yatağı olan organdır.

* Bir kız çocuğunun büyümesi ne kadar sürer acaba ? İlk adet gördüğünde mi , 18 yaşını doldurunca mı , evlenince mi , saçına ilk ak düşünce mi ?
Bence hiçbiri değil.Bir kız çocuğu büyümez.Kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini.Son nefesini içi arzularla,heyecanlarla dolu bir kız olarak verir.Ama değişim yaşar.Hayat o kızı sürekli değiştirir.Ve bu değişimlerin hiç şaşmayan bir aktörü vardır. BİR ERKEK.

* Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme,herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama.Kendini koru kızım,insanlara karşı kendini koru.

* Adalet tartışmaya açıktır.Güç ise ilk bakışta tartışılmaz biçimde anlaşlır.Bu nedenle gücü adalete veremedik,Çünkü güç adalete karşı çıkıp kendisinin adil olduğunu söylemişti.Haklı olanı güçlü kılamadığımız için de güçlü olanı haklı kıldık.

* İyi insanlar iktidara gelemez.Gelse bile iktidar onu bozar,zalim yapar.



AYRICA BAKINIZ : https://tr.wikipedia.org/wiki/Struma_Olay%C4%B1
                                    https://tr.wikipedia.org/wiki/Mavi_Alay
                                    https://tr.wikipedia.org/wiki/Holokost